Polished Darkness
At an unexpected
moment
the world inside
you splits open.
You bend toward
yourself:
“Life… is this
it?”
To die or to
diminish, slowly?
Words are a
cracked pane of glass,
whispers a
rusted door.
And silence— the
orphaned pulse
that hits the
walls and returns.
I had radiant
expectations,
gleaming.
I thought I
carried light,
yet the marks of
dirty hands
remained on my palms.
Hope buried in
the soil
no longer
blooms;
there is a
civilization rising
by stepping on
it.
They call it
light.
But it is only a
shining display.
With polished
lies,
darkness is made
up.
And I in this
crowded hum
speak by
remaining silent.
The rebellion
within me
is a fire
without a name.
At the bottom of
the night, now I understand:
what they call
life
is but broken
toys flung about
by the filthy
hands of the merciless.
Parlatılan
Karanlık
Beklemediğin bir
anda
İçindeki dünya
yarılır.
Kendine
eğilirsin: “Hayat… bu mu?”
Ölmek mi
Yoksa ağır ağır
eksilmek mi?
Kelimeler çatlak
bir cam,
Fısıltılar paslı
bir kapı.
Ve sessizlik
duvarlara çarpıp
geri dönen
kimsesiz nabzın
Benim parlak
beklentilerim vardı
Pırıl pırıl.
Işık taşıdığımı
sanırdım
Kirli ellerin
izi kalmış avuçlarımda
Toprağa gömülen
umut çiçek açmıyor
üstüne basılarak
yükselen
bir medeniyet
var
Işık diyorlar.
Oysa sadece
parlayan bir vitrin
Cilalı
yalanlarla
Karanlıklar
makyajlanıyor.
Ve ben
bu kalabalık
uğultuda
Susarak
konuşuyorum.
İçimdeki isyan
adını bilmediğim
bir ateş.
Gecenin dibinde
şimdi anlıyorum:
Yaşam dedikleri
Vicdansızların
kirli elleriyle
birbirlerine
savurdukları kırık oyuncaklar
Who Is Braver?
I pity the
soldier.
At such a young
age,
he is forced to
be brave.
One day he
understands
that death is
calling him by name;
he trembles,
and with the
warmth of his blood
wants to flee
the battlefield.
Who could blame
him?
Life, within a
young body,
is still
irresistible.
But what of the
old?
When death
knocks at the door,
there is no road
left to retreat.
No trench,
no escape,
no morning left
to postpone.
I admire
the silent,
unadorned,
unbelievable
courage
with which an
old person
faces each day
waiting for
death.
Kim Daha
Cesur
Acırım askere.
genç yaşta
cesur olmak zorunda.
Bir gün anlar
ölümün onu adıyla çağırdığını;
ürker,
kanının sıcaklığıyla
kaçmak ister cepheden.
Kim suçlayabilir?
Yaşam, genç bedende
henüz vazgeçilmezdir.
Ya yaşlılar?
Ölüm kapıyı
çaldığında
geri çekilecek yol yoktur
Ne siper,
ne firar,
ne ertelenecek
bir sabah.
Ben hayranım
bir yaşlının
her gün
beklediği
ölüme karşı
gösterdiği
o sessiz, o
gösterişsiz
inanılmaz
cesarete.
BARBAROS İRDELMEN
Dr. BARBAROS İRDELMEN is a Turkish poet, writer,
translator, and retired physician. He is the author of nineteen poetry
collections, with works published in numerous national and international
anthologies, literary journals, and poetry festivals. A member of the Turkish
Writers’ Syndicate, he translates world poetry from English into Turkish and
contributes to the Turkish edition of Poetry Without Borders. He is also
affiliated with the poetry translators’ community of the ITHACA Foundation
(Spain), promoting literary dialogue across cultures through poetry and
translation.
Dr. Barbaros İrdelmen, Türk şair, yazar, çevirmen ve emekli
hekimdir. On dokuz şiir kitabının yazarı olan İrdelmen'in eserleri çok sayıda
ulusal ve uluslararası antolojide, edebiyat dergisinde ve şiir festivalinde
yayımlanmıştır. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olan İrdelmen, dünya şiirinden
çeviriler yaparak İngilizceden Türkçeye kazandırmakta ve Sınır Tanımayan Şiir
(Poetry Without Borders) projesinin Türkçe edisyonuna katkıda bulunmaktadır.
Ayrıca, şiir ve çeviri aracılığıyla kültürler arasında edebî diyaloğu
geliştirmeyi amaçlayan ITHACA Vakfı (İspanya) bünyesindeki şiir çevirmenleri
topluluğunun bir üyesidir.

No comments :
Post a Comment