Showing posts with label TURKISH. Show all posts
Showing posts with label TURKISH. Show all posts

Wednesday, January 1, 2020

SERPIL DEVRİM - IN TURKISH



SERPIL 
DEVRIM

100. Gün Şiiri

bağcı, sesimi gökyüzüne uladım ölümü sil
taş yontucuyum bu gece sesimi gökyüzüne uladım
gözlerim kendine ağır geleni yonttu
dışımın kalabalığını, içimin tenhalığını
yonttu hafif hafif hayata küs yanımı
götürdüm kent meydanına bıraktım
kimsenin beni fark etmeyeceği kadar yalnızım

taş devri çıraklığım gögüs boşluğuma kemirgen
kalfalığım, maden devrim, dil sürçmesi pırlangıç kanadı
tunç devrim ustalığım, şeytan çekici içsel hoşluğum
çerden çöpten çıkrıksız bir kuyuda çirişçinin çanağı

bağcı, sesimi gökyüzüne uladım ölümü sil
taş yontucuyum bu gece sesimi gökyüzüne uladım
dilime ağır geleni yonttum
yedi göbeği, yedi gömleği taşın sırtından
yediden yetmişe yedi düveli taşın karnından
döktüm eteğimden gül renkli gül kokulu
kalbimden çıkarıp akordu bozuk acemi bir çalgıcının
ellerine yükledim duygusal çığırtkan yanımı

yonttum arındırmaya yeryüzünü kirinden
yeri dar gönlü bol cankurtaran çaldı çanı
öttürdü düdüğünü canhıraş sirenini
masala çokça uygun, gerçeğe çok aykırı
çetin ceviz çıktı boğazındaki lokma
façalı şehvetperest ayağını diredi

bağcı, sesimi gökyüzüne uladım ölümü sil
taş yontucuyum bu gece sesimi gökyüzüne uladım
birkaç cambaz bir ipte canı tez , canı tatlı,
okkalı kudurganı yüzü yerde gezeni
düşkünü düşsüzü hepsi hafıza kaybı
kocaman bir mağara kafataslı her biri
aşındırırdım yüzeyi, çıkarttım,yere vurdum,
vurunca duymaz sandı, etim kanım belleğim
keskide parıldadı arınmanın sevinci

bağcı, sesimi gökyüzüne uladım ölümü sil
taş yontucuyum bu gece sesimi gökyüzüne uladım
yonttum kalbimi , ötesinde berisinde açık yara aşikar
geçti gitti , göçtü gitti insanlar, açlık doymadı








Fetih

Bana kalbimi fethetmekten söz etme,
harami yağmalamasına kapalıyım.

Fethetmek dediğin,
yaşama ait ne varsa ırzına geçmektir.
Güvercin yuvalarım bozulur,
parke taşlı serin sokağım asfalt olur,
cumbalı ahşap bir evin avlusunda 
çocukluğum kaybolur.

Derme çatma kondu çatılarına 
leyleklerim uğramaz,
gençliğim törpülenir,
ihtiyarlığım bunar.

Düşüncemden başlayıp görgüsüzce
inancımdan çıkarsın,
hem çapsız hem hadsiz aklın ermez
eski bir kentin dokusundaki büyüye.




Tırmanıp meyvesini kopardığın,
salıncak kurduğun ağaçlar
silinmiştir belleğinden.

Senin gözlerin sisten ve dumandan gri,
Benim gözlerim maviyi ve yeşili özler.
Sen yakmaktan konuşursun pervasız,
yıkıp yakmaktan, asıp kesmekten
ben yanmamaktan ve yıkılmamaktan.

Ne düşte ne umutta
aynı sevda değil
anladığımız.








Ölü Dallarımı Tut!

karşılıklı konduk, sesler düştü sol yanıma.
göğsümün kafesine kanat çırparak inen
öte dünya betimli esmer mülteci çocuk
yüzün bu akşamüstü yara denilen oyuk

gözlerin tek bir ülke, koca bir yeryüzüyken
bu çağın hissizliği tam bir ölüm kapanı
bir çığın gümbürtülü soygun, yağma, talanı
kızıl kahve bataklık, balçığı elbirliği

geçer göçer derinlik, dibe çöken ağırlık
yolunu kaybettiren insanlıktan yoksunken
damı yok sığınacak, kıyılara çarpacak
eylülde su taşkını kucaklanmayan beden

işte aynı sen gibi, ait olduğu yerden sürüklenen buzulun
hayli zaman önce dış dünyaya ördüğü
an be an eksilen kırılgan gövdesinden
kendini kattığı su, hepimizi boğacak

hangi tarafa dönsem ışığın hızı aynı
insanın yörüngesi, arada bir nükseden merhamet çisentisi
bardaktan boşanan gökyüzü eleğine
bir uzak bir mesafeden

Ölü dallarımı tut ! Ölü dallarımı tut !
ölü yaprak dökülsün!
eğri dalım düzelsin...

SERPIL DEVRİM


SERPIL DEVRIM: Yazar-Şair. 1960 yılındaİstanbul'dadoğdu. İngilizcebiliyor. Şiir: Doğumundayım Günün. Yol Bitiyordu. Yarısı Yarım . Yeryüzü Ağrısı. Kalbim Bir Su Kuyusu. Öykü: Mor Alfabeli Kadınlar. Roman : Su Gibi. Ödüller :- Muammer  Hacıoğlu  Şiir  Ödülü – İstanbul-2018 -6.Concorso Uluslararası Edebiyat Ödülü PREMIO ”MADONNA DELL’ARCO Napoli-İtalya-2019 (Öykü ve şiir dalında 2 Ödül) -20.Premio Uluslararası Edebiyat  Ödülü  Universum  Academy- İsviçre 2019 (Öykü ve şiir dalında 2 Ödül)-VII Edizione del PREMIO LETTERARIO CITTÀ DI SARZANA- İtalya/2019 (Öykü ödülü)-4. Premıo Uluslararası Edebiyat Ödülü  LA VOCE DEI POETI – Verbumlandıart- Roma-İtalya- 2019 (Öykü ve şiir dalında 2 Ödül)-CAMPIONAT EUROPEAN de POEZIE Avrupa Şiir Jüri  Özel  Ödülü- 2019- Romanya-İnternational Forum for Creativity and Humanity in Morroco/ Fas/2018 Certıfıcate-World  Natıons Wrıters’ Unıon  World Laureate In Literature/Kazakistan/2018 Diploma/ Uluslararası Edebiyat Ödülü-Organization for Peace and International Democracy Wings Canada/Kanada/2018 Certıfıcate-Dar Arab Foundation for Arabic Culture and Arts Morocco/Fas/2018 Certıfıcate -Iraq Literature  Center and Creative Literature Magazine/ Irak/2018 Certıfıcate Şiirleri İngilizce, Arapça, Çince, İtalyanca, İspanyolca, Urduca, Sırpça, Bulgarca, Sindhice ve Rusdillerine  çevrildi ve bu ülkelerin uluslararası edebiyat dergilerinde yayınlandı. Bunlardan bazıları :Avrupa ve Amerika’da Diogene Literature Culture and Art Magazine ve Balkanlarda Balkanski Književni Glasnik Literature, Mısır'da Daralarab Literature, Ürdün'de Afaqhorra Literature, Fas'da Samama Literature, Özbekistan’da Femida, İspanya’da Azahar Revista Poetika Literature Magazine,İtalya’da Via Po Cultura Revista. Şiirleri pek çok uluslararası antolojide yer aldı. Uluslararası edebiyat festivallerine katıldı. Pek çok şiiri ve kadın öyküleri Türkiye'deki çeşitli kültür, sanat ve edebiyat dergilerinde yayınlandı. Kasabadan Esinti, Menekşe, Bodrum Gündem, Berfin Bahar, Adalya, Tmolos, Aratos, Lacivert, Mühür dergileri bunlardan bazıları. Radyo ve televizyon programlarında şiirlerini seslendirdi ve hümanist yaşam bakışını aktardı. İngilizce‘denTürkçe‘ye, Türkçe‘denİngilizce‘ye şiir çevirileri yapıyor. PEN UluslararasıYazarlar Birliği Türkiye üyesi. IWA  Uluslararası Yazarlar Birliği Belçika üyesi. Dünya Yazarlar Birliği Sendikası üyesi. İletişim Bilgileri : İleti :serpil1devrim@gmail.com


SERAP ERDOĞAN - IN TURKISH



SERAP ERDOĞAN

Kenar Mahalle Baskisi

Bu yüzümün kenarda duruşu
Bütün ırkları kırpıp ben etmiş zalim
Bu kapının açılmaktan hiç edilmişi
Yaralar çağına değememişi

Uzunca ovduğum bu yenisi al
Son baskıya yetişememişi kendimin
Bu çadırını kendi örmüş allığı tenimin
İncelmekten kopmaktan anlamamış bildiğin

Sonrasız sanmışın birisi bu da
Durmadan ellemiş çocukluğunu
Uzadıkça kırılmış ikliminin bilgisi
Yeni taşınmış mahalleye
Üç sayfa sokak görmüş gözleri

Yancı, kaba, ötekidir beriki
Keten mavisine beyazını göstermiş
Aklından emdiğini bileğine sağdırmış
On devlet maaşını işportaya gördürmüş
Ne çok sürmüş matbaaya direnci.

Götürün sonuncuyu, kalbi gezmiş içerde
İlk baskımı ısmarlamış hergele
Aklımdan çocuk yapacağım, zehir de
Okumayacak sonunda onu da kimse.









Tezgâhtar

Şimdi sen martısız şakağında bir şehrin
Patlayacak uyku gibisin çok erken
Şimdi sen kasalarında kart okuru mağazaların
Ömrünü katlayıp raflara uykunu raflara
Serdiğin uzaklık aklında buruşarak
Aşkını askıdan düşüreceksin

Yakanda adın gibi bir çorak yazı
Yalnız kapıda öten mavi boyalı kuşla
Gidenlerin üst üste kaç mevsimi giydiklerini
Caddenin kaç yaradan yapıldığını bilmeyeceksin

Geçirgen bir kımıltıya sarılısın, keten dokumalarda defo
Seni kasadan hasarsız geçirmeyecekler
Yokuşunu tamir ederek
Etiketinde kanamış harfleriyle sırtının
Depodan eski bedenini getireceksin.

Askıda solgun ve kolalı bulduklarında seni
Yeni sezon başlamış diyecekler
Şimdi yas moda.









Ülke

Ege’den kalkan bir türkü
Dersim’e dek söyletirdi ağzını
Bir ırmak ıssızda yitirir kolunu
Her sokağın aklından bir çocuk doğardı
Aşk yanlış rahleye açılıp da unutulmazdı

Solundaki dalgadan sağındaki dağdan ürküyorsun
Ormansızın tekisin köklerin faylarına dolaşık
Kurşun kalemtıraşında erkekliğinin kadınların açılıyor
Korkuya kaptırdığın sokakların uyuşmuş
Kelimeye saadet getiremiyorsun

Üç denizi boz ovaya susturarak gidiyorsun
Tam ortanda köz doğuyor susunca
Hangi acının cerrahı olsan
Tarihin karnında gazlı bez unutuyorsun

Giderken haksız ölümler geçiyorsun
Evlatlar komalar mezarlar geçiyorsun
Tutmamaya ellerin var ey ülke
Giderek aklını giderek türkünü biçiyorsun

Boşluğuna tünemiş bir şey var
Birikmemişsin bir yere anlayamıyorsun
Uykunda çok fazla dönüyorsun

SERAP ERDOĞAN


SERAP ERDOĞAN: Ankara’da doğdu. İlköğrenimini Yozgat ve İzmir’de, orta öğrenimini İzmir Namık Kemal Lisesi’nde tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi Edebiyat fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Metin yazarlığı, seslendirme ve spikerlik yaptı. Çeşitli radyolarda şiir başta olmak üzere sanat içerikli birçok radyo programını hazırladı ve sundu. Ankara’da öğretmenlik yapıyor ve şiir çalışmalarını burada sürdürüyor. Şiirleri, öyküleri ve yazıları Varlık, Dize, Yasak Meyve, E, Kül, Düşlem, Mozaik, Uç, Edebiyat Ve Eleştiri, Kavram Karmaşa, Poetik’us, İnsan, Bahçe, Şiir Odası, Düşeyaza Edebiyat, Vesvese, Hayal, Ünlem, Hayvan, Taflan, Sonra Edebiyat, Mühür, Akatalpa, Sincan İstasyonu, Kül Öykü Gazetesi, Deliler Teknesi, Akköy, Adalya, Eliz Edebiyat, Ihlamur, İzdiham, Caz Kedisi dergilerinde yayınlandı.


NECDET ARSLAN - IN TURKISH



NECDET ARSLAN

Uçari

Bir şeyler getirdim sana
Gül damlası sözcükler deri sakızı badem şekeri
Gönül sunumu içimden geldiği üzre
Candan bir gülümseme
Birazdan
Güneş üstümüze doğar sonra gelir ve geçip gider
Yayılır ortalığa ağustosun kokusu
Sarmaş dolaş olmak var sevgiyle
Kafamıza esince şöyle çekip gitmek var
Buram buram kekik rüzgarları içmeye
Yıldızları sobelediğimiz diyarlara,kuzeye
Seni sevme heyecanı var içimde gölgede otuz dokuz derece
En eski söylencedir aşk
Telli turna gibi su gibi yeşeren yapraklar gibi
Gelir kapımızı çalar
Kovandan süzülen gizlerle
Hiç tükenmeyecek bir baharı aralar
Gönlümde badem tadı burç yeşili sığırcık sürüsü
Itır tarlaları içinde dik başlı papatya ve nazlı deniz
Henüz son sözcüğü yazılmamış o kocaman şiir
Göz göze gelebilme heyecanı atlı karıncalar
Yandan çarklı kahvenin değil ortalığa saçtığımız kokular
Bir şey söylemem gerekiyor şimdi
Galiba…sana…
Neyse









Kapris

ertelenmişliklerin katlanılmayan
işkencelerinden
son hecenin duyulduğu an'dan ötelerde
hep terk edilen yurtlardan
Neden takıyoruz ki çelişkilere
küs olsun harfler önemli değil
Okunaksız kalır mürekkebinden yoksun olan kağıtlar
Telaşlanmam.
Bilirim çünkü sabrı eridikçe
tutuşur kül olur orman.
Dilimdeki yapraklar eskir
Dolandıkça gövdeme zincir tükenir halkaları azar azar
İş güç vakti şimdi,
tıklatıp tıklatıp durma boşuna hayal kapılarını
aralarsa şeytan aralar
Cismim yok,ismim meşgûl
Gelme üstüme gelme
Haddimi bilmez oldum zaten bu sıralar...









N/İçin

Bu sıralar gözlerinden söz ediyorum ya
Dağlanmam içindir
Korlanmam içindir.
Konuştukça içime attıklarım içindir
Sakladıklarımı yitirme korkuları içindir
Sen aynı oldukça ve sen ayna oldukça
Kendimi senleştirmek içindir.Sende görünmem
Ve kalmam içindir
Sana baktıkça kekeliyorum ya
Düşüp paramparça olan bir kristale
dönebileceğimi düşündüğüm içindir
Sen ötelerde süzüleduruyorsun ya
Bir arabesk şarkının nağmeleriyle
avunmam içindir
Kanatlarına sığınmayı düşlediğim
Durup durup sana savrulduğum içindir
Dalgaları yırtarak sana yol açmak istediğim içindir
Bomboş kaldığım içindir
Yaşlandığım içindir
Ne yapsam ne etsem uykularımda
açılan perdeleri örtemediğim içindir
Gülüşün şehnazlaştıkça fettanlaştığın içindir
Sen süslendikçe ölüp ölüp dirilen
Afrodit’leştiğini gördüğüm içindir
Adını ne zaman hecelemek istesem
Bir mahzenin içinde tek tadımlık şarap olduğun
İçindir .yudumlayamadığım içindir seni
sana sarılamadığım içindir
Ah o gözlerin yok mu senin
Bir pervane gibi etrafında döndüğüm
Yüreğimi tam orta yerinden sana uzatmak için böldüğüm
O gözlerin yok mu
Sende saklı kalmasını istediğim bu şiirim içindir
Bir aşk okyanusuna çivilemesine daldığım içindir
Azla yetinmeyip
Tüm yükünü ve tüm suçlarını göze aldığım içindir
Bir bakışın uğruna sana her şeyimi rehin verebileceğim içindir
Ruhumu elinde tuttuğunu bildiğim o masum bakışların içindir
Ağrılarımı ancak sen durdurabildiğin içindir.
Senin adını besmele saydığım içindir
Bana ışınladığın cilvelerin içindir
Nedense ne demek istediğimi
Bilmediğim bir çıkmazda kalakaldığım
Ve yönümü yurdumu şaşırdığım içindir

NECDET ARSLAN

NECDET ARSLAN: 1954 Erbaa doğumlu. Emekli Türk Dili ve Yazını Öğretmeni Şair/Yazar Çeşitli sanat ve yazın sitelerinde;ulusal ve yerel gazetelerde,dergilerde yazıları ve şiirleri yayınlandı. Erbaa’da yaşıyor.  Yapitlari Bir Gün Ansızın,Şiir ,2015 Taşra Akşamlarından, Şiir,2016  Susmalar,Şiir,2017 Koyu Üşümeler,Şiir,2018


N. ŞÜKRÜ AYDIN - IN TURKISH



N. ŞÜKRÜ AYDIN

Bilemezsin

Ne kadar mutsuz olurdum bilemezsin!
Olmasaydın dünyamda
Ne kadar mutsuz olurdum
Öncesi yok, senden sonrası da…
Anlatamam, bilemezsin
Öyle geçsin sensiz bir ömür...
Boş yere geçmiş olsun
Ne kadar mutsuz olurdum bilemezsin!
Bilemezsin

Türküler gibi dolaştın hep damarlarımda
Ay’a dolandığı gibi bulutun
Edalı yürüyüşü
Ben sende gördüm
Salınıp gezişi, içten  sevişi
Ben sende gördüm
Gönlümü ısıtan gülüşün olmasaydı
Ne kadar mutsuz olurdum bilemezsin!
Bilemezsin!
Sen benim hep içimdesin
Nasıl mutluyum bilemezsin!









İzmir'e Sone

Denizin kokusu, martıların sesi çağırıyor
Sabah rüzgârı, imbat, baharın esintisi...
Kanatlanmış kotram, pupa yelken uçuyor
Bak, başladı işte hayalimdeki sonsuz gezi

Esirgemiş, sarıp sarmalamış Yaradan
Yemyeşil dağlarla masmavi bir gözü
Gitmek istesem gidemem buralardan
Alıp götürmek isterim canım Körfez’i

Işıl ışıl saçlarını sermiş güneş dalgalara
Değiyor kollarım kül renkli kanatlara...
Rengine kokuna sinmiş sevdamın izi

Soruyorum görünce pırıl pırıl denizi
Nereye gidiyor melek kanatlı yelkenler?
Ayrı kalamam, dayanamam, özlerim Körfez’i








Emin Misin?

İnsanlar umut zengini
Yaşamanın kolay yanı
Dünden bugüne
Emin misin gelecek mi?
Duracak mı hayat verdiği sözde?
Yarınlarda
Özlediğin mutluluk
Emin misin gelecek mi?

Emin misin gelecek mi?
Yoksa Ay’a, Merih’e mi gizlenecek?
Sen sonsuza dek arayasın diye
İstersen arama!
Özlediğin mutluluk
Emin misin gelecek mi?

Emin misin gelecek mi?
Yarını gebe bırakan umut
Aradığın mutluluk
Emin misin gelecek mi?
Emin misin?

N. ŞÜKRÜ AYDIN
  

N. ŞÜKRÜ AYDIN: ÖZGEÇMİŞ 1950’de Bulgaristan’ınYukarı Cuma (Blegoevgrad) vilayetinin Nevrekop (Gotse Delchev) kazasına bağlı Fustana (Hvostyane) köyünde doğdu. 1951 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. İlk öğrenimini İzmir-Kınık’ta, lise öğrenimini ise Bergama Lisesi’nde tamamladı. 1974’te Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra Edebiyat Öğretmeni olarak Gaziantep İslahiye Lisesi’nde göreve başladı. Daha sonra Afyon, Uşak ve İzmir’de edebiyat öğretmenliği ve idareciliklerde bulundu. 2000 yılında Karşıyaka Anadolu Lisesi edebiyat öğretmeni iken emekli oldu. İzmir Makedonya Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nin yayın organı VARDAR dergisinin yazı işleri sorumluluğunu  üstlendi. Halen “Rumeli Kültürü” üzerine yazılar yazıyor. “Batı Trakya (Rodoplar) Karasu Vadisi Türk Köyleri Ağzı” (1974) başlıklı bir dil incelemesi vardır. 2009 yılında KIBATEK  yayınları arasında “Özleyiş Yırlarım” adlı şiir kitabını yayınladı. İkinci şiir kitabı 2011 yılında Azerbaycan  Bakü’de Azeri Türkçesi ile “Uzaq Torpaklar” adıyla  yayınladı. İnönü Üniversitesi yayını olan "Efsaneler" adlı kitapta Efsane Derlemesi" yer aldı  Ayrıca Balkanlara uzanan Anadolu kültürü üzerinde araştırmalarını sürdürmekte,   halk hikâyeleri, masallar ve  türkü derlemeleri vardır.






MEVLÜT KAPLAN -IN TURKISH



MEVLÜT
KAPLAN

Ben Bir Öğretmenim

Ben bir öğretmenim
Süt yaprak çocuklarım
Yazılacak defterim

Ben bir öğretmenim
Sevgiyi barışı öğretirim
Renkli açar çiçeklerim

Ben bir öğretmenim
Atatürk’çe söylerim
Aydın doğar günlerim









Sağduyu

Sağduyu dediler
Yıllarca uyutulduk
Artık Arap uyandı
Maymun açtı gözünü

Ezber etti horozlar
Lafontenin dersini
Tilkiler yitirdi umudunu
Bayrak açtı sol duyu      









Kömür Karasi Ekmeğim

Gaz ateşi kazmamda kıvılcım,
Ayrımı yok geceyle gündüzün,
Ha yerüstü, ha yeraltı,
Ölüm nöbetinde dirim
Yanı başımda mezarım.

Pamuk ipliğinde yaşamın teğeli
Bir varsam üç yoğum
Boş bir ağırlık başımdaki baret,
Bir anlık soluğum
Kutsal emeğim alnımın kara çamuru

Gece düştü yazgıma
Elveda ana ağlama
Babam yanımda
İyi bak çocuklarıma.

Hep dehlizlerde yüreğim
İliğim, etim, kemiğim
Kömür karası ekmeğim

MEVLÜT KAPLAN

MEVLÜT KAPLAN’IN ÖZGEÇMİŞİ: 1930'da Akşehir-Ökes'de (Yaylabelen) doğdu. İvriz Köy Enstitüsü'nü, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Özel Eğitim Bölümü'nü, Londra Marylebone Dil Kolejini bitirdi. Avrupa eğitimini, Dünya Çocuk Edebiyatı'nı inceledi. Londra BBC Radyosu'nda izlenimlerini anlattı, kitaplaştırdı. Öğretmenlik, Eğitim Uzmanlığı, Müfettişlik, Kültür Bakanlığı'nda Seçici Kurul Üyeliği ve Yayın Danışmanlığı yaptı. Birçok kurs ve seminerlere katıldı, başarı belgeleri aldı. Adını ilk kez 15 yaşında şiirle duyurdu. Cumhuriyet, Milliyet'te, birçok sanat-edebiyat dergisinde makale, şiir ve öyküleri yayımlandı. İzmir'de Özgür Eğitim Yayınevi'ni kurdu. 600'ü aşkın kitap yazdı. Adına her yıl Ödüllü Edebiyat Yarışmaları düzenleniyor. Söke Yuvaca'da Mevlüt Kaplan Kitaplığı açıldı. İzmir'de bir sokağa Mevlüt Kaplan adı verildi. 2019 İzmir’de Ayten-Mevlüt Kaplan Kültürevi açıldı. Ulusal 17, uluslararası 3 ödülü var. Şiirlerini:  Anadolu  Yankıları  (1948),  Cıvıltı  (1949),  Ozanca (1951), Sevgi  Barışla  Büyür (1996), Yaşama  Sevinci (2002), İlk Aşkım Son Şarkım (2016) Masallarını: Ceylan Kuzu (1962), Keloğlan İle Delioğlan (1970), Telli  Turna (1975), Edi  İle  Büdü (1980), Barış  Ülkesi (1996), Öykü ve Romanlarını: Bücür Osman (1989), Yolun  Öteki  Ucu (1990), Tren  Düdükleri (1994), Serçeler  Yakına  Konar (1996), Bir Arpa Boyu Uygarlık (1996), Mektuplar Barış Olsa (1999), Sabahlar Günaydınla  Başlar (2000) Öyküler Ne Söyler? (2000), Beyaz Mendil  (2001),  Günaydın  Çocuklar  (2001),  Kınalı  Güvercin  (2001), Ağlayan  Duvar  (2002),  Dumanlı Kaya  (2002), İzmir’in Kavakları (2015), Atatürk ve Çanakkale Zaferi (2019), Atatürk ve Kurtuluş Savaşçıları (2019), İncelemelerini: Adada Bir Yıl (1962), Anılarla  Atatürk (1980), Nasrettin Hoca (1985), Mavi Sularda (1993), Aydınlanma Devrimi ve Köy Enstitüleri (2002), Yaşayan Anadolu Efsaneleri (2008) adlı kitaplarda topladı.